
Kadının nüfus kaydı neden kocasının hanesine taşınıyor?
Anayasa Mahkemesi, evlenen kadının nüfus kaydının kocasının hanesine taşınmasını öngören düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verdi. Oyçokluğuyla alınan kararda 5 üye ise düzenlemenin kadın ve erkek arasında eşitliğe aykırı olduğu gerekçesiyle karşı oy kullandı.
Anayasa Mahkemesi, evlilik sonrası kadının nüfus kaydının kocasının hanesine taşınmasını öngören düzenlemeye ilişkin önemli bir karar verdi.
10 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararda, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 23. maddesinde yer alan “Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır” hükmünün Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmedildi.
Karar, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda alındı. Başvuruda, söz konusu düzenlemenin Anayasa’nın eşitlik ve aile hayatına ilişkin hükümleri başta olmak üzere çeşitli maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali talep edildi.
AYM: Nüfus kayıt sistemine ilişkin teknik düzenleme
AYM çoğunluğu, düzenlemenin nüfus kayıt sisteminin işleyişine ilişkin teknik bir düzenleme niteliğinde olduğunu değerlendirdi.
Kararda, nüfus kayıtlarının kişilerin kimlik bilgilerinin, aile bağlarının ve medeni durumlarındaki değişikliklerin düzenli şekilde tutulması amacıyla oluşturulduğu belirtildi.
Kadının evlenmesiyle nüfus kaydının kocasının hanesine taşınmasının da nüfus kayıt sisteminin düzenli şekilde işletilmesine yönelik olduğu ifade edildi.
AYM ayrıca nüfus kayıtlarının gizli tutulduğuna ve kimlik belgelerinde aile kütüğüne ilişkin bilgilerin yer almadığına dikkat çekerek, söz konusu düzenlemenin kişinin dış dünyadaki hukuki veya toplumsal kimliğini doğrudan belirleyen bir sonuç doğurmadığı değerlendirmesinde bulundu.
Bu gerekçelerle Mahkeme, düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine oyçokluğuyla karar verdi.
5 üyeden dikkat çeken karşı oy
Kararın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise 5 Anayasa Mahkemesi üyesinin karşı oy kullanması oldu.
Karşı oy gerekçelerinde, evlilik sonrasında yalnızca kadının nüfus kaydının değiştirilmesinin kadın ve erkek arasında cinsiyete dayalı farklı muamele oluşturduğu savunuldu.
Erkek eş evlendiğinde kendi hanesinde kalırken, kadının kaydının zorunlu olarak kocasının hanesine taşınmasının eşler arasındaki hukuki eşitlikle bağdaşmadığı belirtildi.
Karşı oy sahipleri, Anayasa’nın 10. maddesinde kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğuna, 41. maddesinde ise ailenin eşler arasında eşitliğe dayandığının düzenlendiğine dikkat çekti.
Karşı oy gerekçelerinde ayrıca kadının evlilikle birlikte önce baba, ardından koca hanesi üzerinden konumlandırılmasının tarihsel ve ataerkil bir kayıt anlayışını sürdürdüğü görüşü dile getirildi.
Mevcut uygulama değişmedi
AYM’nin kararıyla birlikte evlenen kadının nüfus kaydının kocasının hanesine taşınmasını öngören mevcut düzenleme yürürlükte kalmış oldu.
Ancak kararın karşı oy bölümü, nüfus kayıt sistemindeki bu uygulamanın kadın-erkek eşitliği açısından tartışılmaya devam ettiğini de ortaya koydu.
Karar, özellikle evlilikte eşitlik, kadınların hukuki statüsü ve nüfus kayıt sisteminin cinsiyet eşitliği açısından değerlendirilmesi bakımından dikkat çekici bir hukuki tartışmayı gündeme taşıdı.






