
Yeni Amerikan Beslenme Piramidi tartışma yarattı: Karbonhidrat geri planda, protein önde
ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı tarafından açıklanan 2025-2030 Amerikan Beslenme Rehberi, klasik beslenme piramidinde yaptığı değişikliklerle hem kamuoyunda hem de bilim dünyasında tartışma başlattı. Karbonhidratların geri plana çekildiği, protein ve yağ tüketiminin daha görünür hale geldiği yeni model, obezite ve metabolik hastalıklarla mücadelede farklı bir yaklaşım sunuyor.
Yeni rehber; şekerli içecekler, yüksek sodyum içeren ürünler ve ultra-işlenmiş gıdaların sınırlandırılmasını güçlü biçimde vurgularken, protein tüketiminin artırılması ve doymuş yağlara yönelik dilin yumuşatılmasıyla dikkat çekiyor. Ancak alkol tüketimine ilişkin net sınırların yer almaması, rehberin en çok eleştirilen başlıkları arasında yer alıyor.
“Bu bir devrim değil, sürecin devamı”
Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, yeni beslenme rehberini değerlendirdi. Rehberin tek başına bir devrim olarak görülmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Baş, “Bu yaklaşım, beslenme biliminde uzun süredir devam eden arayışların ve değişen önceliklerin bir yansıması.” dedi.
Protein artışı: Miktar kadar kaynak da önemli
Yeni piramitte protein tüketimine verilen ağırlığın arttığını belirten Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın özellikle yaşlı bireyler ve kas kaybı riski taşıyan gruplar için anlamlı olabileceğini söyledi. Ancak genel nüfus için temkinli olunması gerektiğini vurgulayan Baş, “Daha fazla protein mesajı, kaynağı dikkate alınmadan genelleştirilmemeli. Bitkisel proteinler, deniz ürünleri ve yağsız hayvansal kaynaklar önceliklendirilmezse, uzun vadede kalp-damar sağlığı açısından riskler ortaya çıkabilir.” ifadelerini kullandı.
Doymuş yağ ve kolesterol tartışması sürüyor
Rehber, doymuş yağlara yönelik söylemi yumuşatsa da günlük enerjinin yüzde 10’undan fazlasının doymuş yağdan gelmemesi önerisini koruyor. Tam yağlı süt ürünleri ve kırmızı etin daha görünür hale gelmesinin yanlış algılara yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Baş, “Bilimsel yaklaşımlar değişti ama bu, doymuş yağın zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Yağın kaynağı, miktarı ve bireysel riskler birlikte değerlendirilmezse rehber yanlış yorumlanabilir.” dedi.
Tahıl geri çekildi, rafine karbonhidrat hedefte
Yeni piramitte tahıl grubunun alt sıralara çekilmesi özellikle rafine karbonhidratların sınırlandırılmasını amaçlıyor. Prof. Dr. Murat Baş bu yaklaşımı genel olarak olumlu bulduğunu ancak önemli bir ayrım yapılması gerektiğini belirterek, “Rafine tahılların azaltılması doğru bir adım. Ancak tam tahıllar lif ve mikro besin öğeleri açısından değerlidir. Sorun tahılı tamamen azaltmak değil, doğru tahılı doğru miktarda tüketmektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Ultra-işlenmiş gıdalara net mesaj
Rehberin en güçlü yönünün ultra-işlenmiş gıdalara karşı aldığı net tavır olduğunu söyleyen Prof. Dr. Baş, “Şekerli içecekler ve aşırı işlenmiş ürünlerle kronik hastalıklar arasındaki ilişki artık çok net. Bu başlık, rehberin bilimsel açıdan en sağlam kısmı.” dedi. Ancak her işlenmiş ürünün aynı kefeye konulmaması gerektiğini de vurguladı.
Alkol başlığı eleştiri aldı
Yeni rehberde alkol tüketimine ilişkin net sınırların kaldırılması ve “daha az alkol, daha iyi sağlık” ifadesinin tercih edilmesi ise soru işaretleri yarattı. Prof. Dr. Murat Baş, “Halk sağlığında davranış değişikliği için net mesajlar önemlidir. Belirsiz ifadeler rehberin etkisini zayıflatabilir.” uyarısında bulundu.
“Tek bir piramit herkese uymaz”
Genel değerlendirmesinde Prof. Dr. Murat Baş, sağlıklı beslenmenin tek bir modelle tanımlanamayacağını vurgulayarak şunları söyledi: “Sağlıklı beslenme; yaşam tarzı, fiziksel aktivite, bireysel riskler ve genel beslenme örüntüsü birlikte ele alındığında anlam kazanır. Yeni Amerikan Beslenme Rehberi önemli mesajlar içeriyor ancak herkes için birebir uygulanacak bir reçete olarak görülmemeli. Dengeli, çeşitli ve kişiye özgü beslenme yaklaşımı hâlâ en doğru yol.”
Yeni rehber, özellikle şeker ve ultra-işlenmiş gıdaların azaltılması konusunda güçlü bir çerçeve sunarken; protein, doymuş yağ ve alkol başlıklarında daha dikkatli ve kişiselleştirilmiş yorumlara ihtiyaç olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.






