
GROK’un görsel düzenleme özelliğine tepki: change.org’da kampanya başlatıldı
Sosyal medya platformu X’in (eski adıyla Twitter) yapay zekâ aracı Grok’un görsel düzenleme özelliklerinin kötüye kullanılabildiği yönündeki iddialar uluslararası kamuoyunda tartışma yaratmaya devam ediyor. Bazı kullanıcılar, Grok üzerinden kişilerin rızası olmadan cinsel çağrışımlı görseller oluşturulabildiğini öne sürerken, konuya ilişkin change.org’da imza kampanyası başlatıldı.
Change.org’da yer alan kampanyada, Grok’un görsel üretim ve düzenleme araçlarının daha sıkı güvenlik önlemleriyle sınırlandırılması talep ediliyor. Kampanya metninde, rızasız şekilde üretilen cinsel içerikli görsellerin dijital mahremiyet ihlali oluşturduğu savunuluyor. Kampanya kısa sürede on binlerce imzaya ulaştı.
“Teknoloji değil, güvenlik meselesi” vurgusu
Kampanya metninde, yapay zekâ araçlarının denetimsiz kullanımının özellikle kadınlar ve çocuklar açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiliyor. İmzacıların bir bölümü, bu tür araçların kötüye kullanımının çevrimiçi ortamda taciz ve istismar riskini artırabileceğini ifade ediyor.
Kampanyaya destek veren bazı kullanıcılar, fotoğraflarının izinsiz şekilde düzenlendiğini öne sürerken, bazıları da internet ortamında çocukların korunmasına yönelik daha katı önlemler alınması gerektiğini savunuyor. Paylaşılan görüşlerde, yapay zekâ teknolojilerinin etik ve hukuki sınırlar içinde kullanılması çağrısı öne çıkıyor.
Hukuki ve düzenleyici önlem çağrıları
Kampanyada, ABD’de rızasız cinsel içerik üretimine karşı hazırlanan yasal düzenlemelere atıf yapılarak, platformların yapay zekâ sistemlerinden doğan içerikler konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği belirtiliyor. Talepler arasında, Grok’un görsel üretim araçlarına ek güvenlik filtreleri getirilmesi ve kötüye kullanım iddialarının şeffaf biçimde incelenmesi de yer alıyor.
X platformu ve Grok geliştiricileri ise tartışmalara ilişkin kamuoyuna açık kapsamlı bir açıklama yapmış değil. Uzmanlar, yapay zekâ destekli görsel üretim teknolojilerinin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, dijital mahremiyet ve rıza kavramlarının daha net yasal çerçevelerle korunması gerektiğine dikkat çekiyor.






