Okuyan: “İktidar CHP’nin yönetilmemesini istiyor”

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, CHP’ye mutlak butlan kararını ilişkin sorulara yanıt verdi. İktidarın attığı adımların şaibeyle, yolsuzlukla bir alakası olmadığını belirten Okuyan “AKP’de bir kesim bunu önemsemiyor olabilir ama CHP’yi krize sokmanın iktidarı etkilemeyeceğini düşünmek saçmadır. İktidar Kılıçdaroğlu CHP’yi yönetsin istemiyor, CHP bir süre yönetilmesin istiyor.” dedi.

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, CHP kurultayına yönelik mutlak butlan kararını değerlendirdi.

İktidarın CHP’yi Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönetmesini değil CHP’nin paralize olmasını istediğini ifade eden Okuyan “CHP yalnızca bizim gözümüzde düzen partisi değildir. Toplum CHP’yi başka bir bağlamda da olsa düzenin parçası olarak görmektedir, sermaye öyle görmektedir, AKP’de bir kesim bunu önemsemiyor olabilir ama CHP’yi krize sokmanın iktidarı etkilemeyeceğini düşünmek saçmadır.” dedi.

“Bizim açımızdan bu saldırılara kendi çerçeve ve zeminimizden yanıt üretmek gibi bir zorunluluk var.” diyen Okuyan “Bununla birlikte TKP kendi program ve misyonunu burjuva siyasetinin içinde eritme gibi bir yanlışa asla düşmez.” ifadelerini kullandı.

Okuyan’ın sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

-Bir süredir iddia edildiği gibi mutlak butlan kararı çıktı ve mahkeme Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin Genel Başkanı olarak tayin etti. TKP konuya ilişkin sıcağı sıcağına bir açıklama yaptı ama bir kez daha sormak istiyorum: Bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Seçim iptalleri, kayyım politikaları, siyasi partilerin yönetimlerini mahkeme kararı ile değiştirme girişimleri, bunların hepsinin özü aynıdır. Burada tartışılacak “hukuk” olamaz. Bütün bu uygulamalar AKP iktidarının siyaset yönteminin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir ve kabul edilemez. Ama’lara, fakat’lara yer yoktur.”

-Özgür Özel’in CHP’nin Genel Başkanı olduğu kongreye ilişkin şaibe iddialarının hiçbir önemi yok mu? Yani diyelim ki bu iddialarda bir gerçeklik payı var, yine aynı tavrı alır mıydınız?

“Evet. Çünkü iktidarın attığı adımların şaibeyle, yolsuzlukla bir alakası bulunmuyor. Eğer işin bu kısmını merkeze koyacaksak, Türkiye’de bir tane düzen partisi kalmaz. Siyasetin holdingler ve tarikatlar eliyle ticaret konusu haline getirilmesi tamamen farklı bir düzlemde mücadele konusu olmalıdır. CHP’ye dönük tavrımız da farklı bir düzlemde ele alınabilir. Ancak CHP’ye Genel Başkan atamaya kalkmanın Kemal Kılıçdaroğlu’nun iddia ettiğinin tersine CHP’yi arındırmakla bir ilgisi yok. Hukuki süreci başlatan kişi Lütfü Savaş; onu kim arındıracak! Dalga mı geçiyorlar?”

-AKP neden bu kadar bekledi? Mesele sadece zamanlama mı?

“AKP son dönemde attığı hiçbir adımdan yüzde yüz emin değil ki! İktidarın kendi içindeki tartışmalar da ilkesel bir zemine yaslanmıyor. Kanatlar kendilerine güç verecek bir yol haritası bulmaya çalışıyor ama toplamda bütün eğilimlere güvensizlik ve titreklik hakim. Böyle bir ortamda zamanlama elbette önemli. Riskleri en aza indirecek bir anı kolluyorlar. AKP’nin bütün bu süreci a’dan z’ye planlanmış bir şekilde yürüttüğü düşüncesi ise ancak kötü yazılmış bir korku filmi senaryosu olabilir. Böyle bir planlama yok, toplumun tepkilerine, uluslararası dinamiklere, muhataplarının tavrına göre yeni kararlar veriyorlar. Elbette bazı hedefleri var. Örneğin Anayasa değişikliği, örneğin bir daha, bir daha, bir daha seçim kazanmak. Ama bu süreçte elli kez plan değiştirdiler, geri adım attılar. AKP’nin 19 Mart’tan bu yana, bir plan doğrultusunda bire bir hareket ettiğini düşünen, aslında AKP’ye hizmet eder. Şu anda iktidar CHP’ye Kemal Kılıçdaroğlu’nu atamanın toplumsal sonuçlarını herkes kadar merak ediyor. Karşımızda bunu önemsemeyecek kadar güçlü bir iktidar yok.”

-Bu bağlamda Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı Devlet Bahçeli’nin tavrını nasıl değerlendirmek gerek? AKP ve MHP kendi aralarında bir iş bölümü mü yaptı?

“Bahçeli’nin bir dizi başlıkta farklı bir tutum almasını bir danışıklı dövüş olarak değerlendirmek fazlasıyla kolaycı bir yaklaşım olur. Bu farklılıkların iktidar açısından herhangi bir sonucunun olmaması ve şimdiye kadar iktidar içinde şiddetli bir krize yol açmaması bu yaklaşımı güçlendiriyor gibi gözükse de Bahçeli’nin iktidar bloku içinde farklı bir odağın sözcülüğünü yaptığı ortada. Bütün bunların hemen her konuda tepkileri yumuşatmak, muhalefetin aklını karıştırmak ve iktidar-devlet içinde “makul” birileri de var görüntüsü yaymak gibi bir sonucu elbette oluyor. Ancak bu etki, neden değil sonuçtur.”

-Peki bu kararın siyasal alanda ne gibi sonuçları olacak? Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin CHP’yi yönetme şansı var mı?

“İktidar Kemal Kılıçdaroğlu CHP’yi yönetsin istemiyor ki! CHP karışsın, enerjisini içerde tüketsin, yeni operasyonlarla iyice paralize olsun istiyor. Bu kadar meşruiyet kaybı yaşayan iktidarın atadığı biri CHP’yi yönetemez. Ha, ciddi hukuki ve pratik sorunlar ortaya çıkacaktır. Zaten bu baştan sona siyasi kararın hukuki boşlukları var. YSK’nın onayladığı kongre ve kurultayların geriye dönük iptali büyük bir karmaşa yaratacak. Mahkeme yok hükmünde diyor. Böyle bir şey olabilir mi? Ama YSK’dan, valiliklere bir dizi resmi kurum Özgür Özel yönetimini tanımama türünden bir tavır içine girebilir. Bu CHP’yi karıştırır ama AKP’yi de karıştırır. Ortaya çıkacak olan karmaşa CHP’nin sınırlarının dışına çıkar. CHP yalnızca bizim gözümüzde düzen partisi değildir. Toplum CHP’yi başka bir bağlamda da olsa düzenin parçası olarak görmektedir, sermaye öyle görmektedir, AKP’de bir kesim bunu önemsemiyor olabilir ama CHP’yi krize sokmanın iktidarı etkilemeyeceğini düşünmek saçmadır. Kuşkusuz bir baskın seçim filan teknik olarak AKP’ye yarayabilir. Bununla birlikte AKP’nin aldığı riski yönetip yönetemeyeceği birçok faktöre bağlı.”

-CHP içinde Kemal Kılıçdaroğlu’na büyük bir tepki var. Bu tepkiler yumuşar mı?

“Yumuşamaz. Tepki olması son derece doğal. “Kılıçdaroğlu haksızlığa uğradı, ne yapsın” argümanının hiçbir karşılığı yok. Alet oldu. Nokta. Öte yandan bu tepkilerin içeriği sağlıklı mı? Bunu söyleyemeyiz. Her şeyden önce AKP amacına ulaşıyor. Son tahlilde CHP’liler birbiriyle uğraşıyor. Bu açıdan Kemal Kılıçdaroğlu iktidar açısından bir de paratöner işlevi görüyor. Ayrıca şu anda birçok CHP’li ve CHP’ci sol, Kılıçdaroğlu için “zaten belliydi” demekte.  Bugün CHP yönetiminin neredeyse tamamı Kılıçdaroğlu ile birlikte siyaset yaptı. Kılıçdaroğlu’nun altılı masa stratejisi ile Özel’in yerel seçimde “başarı” getiren stratejisi arasında bir fark olduğunu söylemek nasıl mümkün olabilir? CHP’nin bugünkü çizgisinin Kılıçdaroğlu döneminden farkı var ama o fark, CHP’den değil AKP’den kaynaklanıyor. İktidar CHP’yle normalleşmenin bütün yollarını kapatmasaydı, bizzat CHP’yi anormalleştirme yolunu seçmeseydi bu fark ortaya çıkmayacaktı. Bu aynılık yüzden Kılıçdaroğlu’nun yanına geçiverecek olan CHP milletvekillerinin, belediye başkanlarının sayısında bir artış da olacaktır. Patır patır AKP’ye geçiyorlar, Kılıçdaroğlu’nun da yanında dururlar. Ancak bu CHP’de genel olarak Kılıçdaroğlu’na dönük tepkileri azaltmaz, tersine artırır.”

-Dünkü paylaşımınızda iktidarın bu hamlelerine CHP savunusu ile yanıt verilemeyeceğini söylediniz. Ama saldırının odağında CHP yok mu?

“Yanlış anlaşılmasın, CHP elbette kendini savunacak. Kendi ideolojisine, kadro yapısına uygun bir biçimde. Bizim açımızdan ise bu saldırılara kendi çerçeve ve zeminimizden yanıt üretmek gibi bir zorunluluk var. Bu yanıt, iktidarın CHP’nin kendisini savunma hakkına dönük bir saldırıya dönüşmesi durumunda, siyasi pozisyonun yanı sıra örgütlü bir tutumu da içerir. Bu basit bir dayanışma olgusu değildir. Bununla birlikte TKP kendi program ve misyonunu burjuva siyasetinin içinde eritme gibi bir yanlışa asla düşmez. Partimizin CHP içinde şu ya da bu aktöre daha yakın olması mümkün değil. Biz bu açıdan Kılıçdaroğlu, Özel ya da İmamoğlu ile ilgilenmiyoruz. İktidarın hamleleri ile ilgileniyoruz. Bu hamlelere karşı dururken CHP’nin sınıfsal, ideolojik, siyasal karakterine ilişkin hayal kurmayız. Kaldı ki, Türkiye’de iktidara dönük tepkileri CHP’deki karmaşanın arkasında toplamaya kalkmak kadar büyük bir yanlış olamaz. Sol buna çanak tuttuğu oranda sol olmaktan iyice uzaklaşır. Yıllardır bu toplumun arayışlarına baraj olup sistemi koruyan CHP’nin bu haliyle su yani enerji toplaması bile mümkün değildir. Bütün toplumsal enerjinin heba olmasına, boşa akmasına yol açar.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu