AB’nin “Made in Europe” planı Türkiye’yi de ilgilendiriyor

Toplum Çalışmaları Enstitüsü‘nün raporuna göre, Avrupa Birliği’nin “Made in Europe” yaklaşımı Türkiye’nin otomotiv ihracatını ve yeni sanayi yatırımlarını etkileyebilir. Düzenlemenin mevcut öneriler doğrultusunda şekillenmesi hâlinde Türkiye, Avrupa’daki bazı kamu desteklerinden yararlanamayabilir.

Avrupa Birliği’nin sanayi üretimini Avrupa’ya yönlendirmeyi amaçlayan yeni politikaları, Türkiye’nin Avrupa pazarındaki rekabet gücüne ilişkin soru işaretlerini gündeme getirdi. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yayımladığı “Made in Europe ve Türkiye” başlıklı rapora göre, Fransa ve Almanya’nın otomotiv sektörüne yönelik üzerinde uzlaştığı yaklaşımın benimsenmesi, Türkiye’nin ihracatını ve gelecekteki yatırım kararlarını etkileyebilir.

Raporda, 1996’dan bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği’nin Türkiye’yi Avrupa’nın yeni sanayi politikalarının olası etkilerinden korumakta yetersiz kalabileceği belirtiliyor. Ancak Fransa ve Almanya arasındaki uzlaşmanın henüz hukuki bağlayıcılığı bulunmuyor. Düzenlemenin nihai kapsamı, Avrupa Birliği’ndeki yasama sürecinin sonucuna bağlı olacak.

Türkiye’nin otomotiv ihracatının yüzde 72,5’i AB’ye

Raporda yer alan verilere göre, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mal ticareti 2025 yılında 217,6 milyar avroya ulaştı. Türkiye’nin toplam mal ihracatının yüzde 42,7’si AB ülkelerine gerçekleştirildi.

Otomotiv sektörü ise olası düzenlemenin etkileri açısından öne çıkıyor. Türkiye, 2025 yılında gerçekleştirdiği 41,5 milyar dolarlık otomotiv ihracatının 30,1 milyar dolarlık bölümünü Avrupa Birliği ülkelerine yaptı. Bu tutar, Türkiye’nin toplam otomotiv ihracatının yüzde 72,5’ine karşılık geliyor.

Gümrüksüz ticaret sürse de destekler etkilenebilir

Rapora göre, “Made in Europe” yaklaşımı Türkiye’den Avrupa’ya yapılan otomotiv ihracatını doğrudan yasaklamıyor. Türkiye’de üretilen araçlar, mevcut Gümrük Birliği koşulları kapsamında Avrupa pazarına gümrüksüz girmeyi sürdürebilecek.

Buna karşılık kamu alımları, elektrikli araç teşvikleri ve kurumsal filo desteklerinde dezavantajlar ortaya çıkabileceği değerlendiriliyor.

Avrupa Komisyonunun Sanayi Hızlandırma Yasası teklifinde, belirli kamu desteklerinden yararlanacak elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçlar için Avrupa Birliği’nde montaj ve yerli içerik şartları öngörülüyor. Rapora göre, Türkiye’nin kapsam dışında kalması durumunda Türkiye’de üretilen araçlar ve otomotiv parçaları, Avrupa’daki bazı destek mekanizmalarından yararlanamayabilir.

Enstitünün örnek hesaplamasında, Türkiye’nin 2025 yılındaki AB’ye otomotiv ihracatının yüzde 1 azalması yaklaşık 300 milyon dolar, yüzde 5 azalması 1,5 milyar dolar, yüzde 10 azalması ise 3 milyar dolar tutarında ihracat kaybına karşılık geliyor. Raporda bu rakamların gerçekleşmesi beklenen kayıplar değil, olası riskin boyutunu göstermek amacıyla hazırlanan varsayımsal senaryolar olduğu vurgulanıyor.

Asıl risk yeni yatırımların başka ülkelere yönelmesi

Raporda, Türkiye açısından en önemli risklerden birinin mevcut ihracattan ziyade elektrikli araç, batarya ve ileri teknoloji yatırımlarının başka ülkelere yönelmesi olduğu belirtiliyor.

Önümüzdeki yıllarda otomotiv üreticilerinin vereceği yatırım kararlarının Türkiye’nin Avrupa otomotiv değer zincirindeki konumunu etkileyebileceği değerlendiriliyor. Enstitü, yeni menşe kurallarının kapsamına ilişkin belirsizliğin yatırım planları üzerinde de etkili olabileceğine dikkat çekiyor.

Raporda ayrıca Türkiye’deki otomotiv üretiminin yaklaşık yüzde 75’inin Avrupalı şirketlere ait olduğu ve bu şirketlerin Türkiye ile bağlantılı faaliyetlerinin Avrupa’da yaklaşık 250 bin kişilik istihdamla ilişkili olduğu aktarılıyor. Bu nedenle Türkiye’deki üretimin rekabet gücünün zayıflamasının Avrupa merkezli üreticilerin maliyetlerini ve tedarik zincirlerini de etkileyebileceği ifade ediliyor.

Türkiye için müzakere ve iş birliği önerisi

Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye’nin yeni sanayi politikaları karşısında yalnızca Gümrük Birliği ortaklığına dayanmak yerine, Avrupa Birliği ile müzakerelerde daha kapsamlı bir yaklaşım benimsemesini öneriyor.

Raporda; ticaret savunması alanında eş güdüm, menşe denetimi, yatırım taraması ve kamu alımlarında karşılıklılık temelinde bir “güvenilir ortak” statüsü oluşturulması gerektiği belirtiliyor. Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü Kamu Alımları Anlaşması’na katılım için yol haritası hazırlaması ve benzer şekilde kapsam dışında kalma riski bulunan Japonya ve Güney Kore ile iş birliği geliştirmesi de öneriler arasında yer alıyor.

Rapora göre, Avrupa Parlamentosunda Sanayi Hızlandırma Yasası’na ilişkin ortak komite oylamasının 30 Kasım’da, genel kurul oylamasının ise aralık ayı ortasında yapılması planlanıyor. Sürecin nasıl sonuçlanacağı, Türkiye’nin Avrupa pazarındaki rekabet koşulları ve gelecekteki sanayi yatırımları açısından önem taşıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu