Hilmi Durgun’dan milli parklar teklifine destek: “Doğal mirasımız ecdadın emanetidir”
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren 230 Sıra Sayılı Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Teklifi üzerine söz alan MHP Antalya Milletvekili Hilmi Durgun, düzenlemenin korunan alan yönetiminde idari ve hukuki boşlukları gidermeyi amaçladığını söyledi.
Teklifin yalnızca teknik bir uyum düzenlemesi olmadığını belirten Durgun, “Kurumsal kapasiteyi güçlendiren kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Denetim kapasitesi güçlenecek
Durgun, kurum isimlerinin yeni statüye uygun güncellenmesi, görev ve yetki alanlarının netleştirilmesi ile gelir kalemlerinin belirlenmesinin mali ve idari sürdürülebilirlik açısından önem taşıdığını kaydetti.
Denetim kapasitesinin artırılması, av ve doğa koruma memurlarının görev tanımlarının güçlendirilmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik idari yaptırım yetkisinin açık şekilde düzenlenmesinin uygulamadaki tereddütleri azaltacağını ifade etti.
Korunan alanlar, sulak alanlar ve nesli tehlike altındaki türler açısından etkin denetim mekanizmasının hayati önemde olduğu vurgulandı.
“Koruma-kullanma dengesi esas olmalı”
Teklifle alan kılavuzu tanımının kanuna eklenmesini ve ziyaretçi yönetiminde yöre insanının sürece dahil edilmesini olumlu bir adım olarak değerlendiren Durgun, korunan alanların yalnızca yasaklama anlayışıyla değil, bilinçli kullanım ve yerel katılım modeliyle yönetilmesi gerektiğini söyledi.
Turizm merkezlerinde hazırlanacak planlarda ilgili genel müdürlüğün olumlu görüşünün aranmasının parçalı idari uygulamaların önüne geçeceğini belirten Durgun, ceza hükümlerinin caydırıcılığının artırılmasının koruma rejimini güçlendireceğini ifade etti.
Antalya’nın koruma varlığına dikkat çekti
Antalya’nın Türkiye’nin en önemli koruma alan varlığına sahip şehirlerinden biri olduğunu belirten Durgun, kentte 5 millî park, 5 tabiat parkı, 3 tabiat koruma alanı, 10 tabiat anıtı, 8 yaban hayatı geliştirme sahası, 1 ulusal ve 3 mahalli öneme sahip sulak alan bulunduğunu söyledi. Ayrıca 9 deniz kaplumbağası yuvalama kumsalı ile çok sayıda avlak sahasının kent sınırları içinde yer aldığını kaydetti.
“Yatırım rakamları elbette önemlidir ancak asıl mesele bu alanların millî menfaatlerimizi esas alan, bilimsel ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla korunmasıdır.” diyen Durgun, “Bu kutsal toprakların her karışı ecdadımızın emanetidir.” ifadelerini kullandı.
AVBİS altyapısına dikkat çekti
Konuşmasında 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu kapsamında yürütülen faaliyetlere de değinen Durgun, Türkiye’de avcıların oluşturduğu iç turizm hacminin yaklaşık 1 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirtti.
Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü tarafından kullanılan Avlak Bilgi Sistemi (AVBİS)’in yoğun dönemlerde yetersiz kaldığını ifade eden Durgun, 2026-2027 av sezonu öncesinde güçlü ve yüksek kapasiteli yeni bir dijital altyapıya geçilmesi gerektiğini söyledi.
Göçmen kuş avında uygulanan kotaların düşük olduğunu belirten Durgun, izinlerin avlak bazlı değil il bazlı düzenlenmesinin daha uygun olacağını savundu.
“Meskûn mahal mesafesi 300 metre olmalı”
4915 sayılı Kanun’da meskûn mahal sınırının 300 metre olarak belirlendiğini hatırlatan Durgun, bazı illerde farklı uygulamaların hukuki eşitsizlik doğurduğunu belirtti. Antalya’da mesafenin 1000 metreye çıkarıldığını ifade eden Durgun, ülke genelinde 300 metre standardının uygulanması gerektiğini dile getirdi.
Konuşmasının sonunda Durgun; avlak sınırlarının dijital haritalarla netleştirilmesi, il bazlı keyfî uygulamaların kaldırılması, AVBİS altyapısının güçlendirilmesi ve kota planlamasının bilimsel, adil ve sürdürülebilir şekilde düzenlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.






