85 milyonluk ülkede 1,2 milyar muayene: Erişim başarısı mı, sistem alarmı mı?

Türkiye’de son dönemde açıklanan “85 milyonluk ülkede 1 milyar 200 milyon muayene” verisi sağlık sistemine ilişkin yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Kişi başına yılda yaklaşık 14 muayeneye karşılık gelen bu sayı, bir yandan sağlık hizmetlerine erişimin yaygınlığını ortaya koyarken, diğer yandan sistem üzerindeki yoğun baskıyı da gözler önüne seriyor.

Dakikalara sıkışan muayene süreleri

Artan başvuru sayıları hekim başına düşen hasta sayısını yükseltirken, randevu sürelerinin 5-10 dakika aralığına kadar daraldığı belirtiliyor.

Uzmanlara göre bu tablo;
• Detaylı klinik değerlendirmeyi zorlaştırıyor
• Koruyucu hekimliği ikinci plana itiyor
• Hasta-hekim iletişimini sınırlıyor

Bu durum yalnızca hizmet kalitesini değil, hasta memnuniyetini ve çalışan sağlığını da doğrudan etkiliyor.

Sahim-Sen: “Bu sayı fedakarlığın da baskının da göstergesi”

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, muayene sayısındaki artışın tek başına bir başarı göstergesi olarak sunulamayacağını belirtti. Akarken, “1 milyar 200 milyon muayene, sağlık çalışanlarının olağanüstü emeğini gösterir. Ancak aynı zamanda sistem üzerindeki baskının açık bir göstergesidir.” dedi.

Yalnızca hekimler değil, tüm ekip etkileniyor

Yoğunluk sadece doktorları değil; hemşireleri, teknikerleri, sosyal hizmet uzmanlarını ve diğer sağlık kurum çalışanlarını da doğrudan etkiliyor. Artan iş yükü;
• Tükenmişlik sendromu
• Mesleki motivasyon kaybı
• Hata riskinde artış
gibi sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlara göre sağlık hizmeti ekip işidir ve sistem üzerindeki baskı zincirleme etki yaratır.

Nicelikten nitelik tartışmasına

Sendika, mevcut tabloyu “nicelik odaklı sağlık politikası” olarak değerlendiriyor ve yapısal dönüşüm çağrısı yapıyor. Öne çıkan başlıklar ise şöyle:

• Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi
• Randevu planlamasının bilimsel kriterlere göre düzenlenmesi
• Hekim ve sağlık personeli sayısının artırılması
• İş yükünü azaltacak organizasyonel reformlar

Akarken, “Asıl mesele 1 milyar 200 milyon muayene değil; bu hizmetin ne kadar nitelikli, güvenli ve sürdürülebilir olduğudur. Sağlıkta artık nicelik değil, nitelik konuşulmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Sistem nereye gidiyor?

Sağlık alanında artan başvuru sayıları, bir yandan erişimin genişlediğini gösterirken diğer yandan sürdürülebilirlik sorusunu gündeme getiriyor. Artan nüfus, yaşlanan toplum ve kronik hastalık yükü dikkate alındığında, mevcut yoğunluğun uzun vadede nasıl yönetileceği temel politika başlıklarından biri olmaya devam edecek.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu